CAM SEKTÖRÜNDE YENİ GELİŞMELER
Camın insan hayatına girmesi binlerce yıl öncesine
dayanıyor. Ancak yakın zamana kadar cam sınırlı ihtiyaçlar için kullanılan pasif
bir malzeme olarak kaldı. Son 20-30 yıl içinde ise kullanıcı ihtiyaçlarına göre
cama aktif özellikler katan yeni teknolojilerle karşı karşıyayız.
Bunlar nelerdir diye baktığımızda ilk aklımıza gelen ;
Smart Glass dediğimiz “Elektrik akımıyla şeffaflaşan opak
camlar”
Camın enerji tasarrufu sağlayan metallerle kaplanması
Sıcaklık değişimine tepki veren ve renk değişimi sağlayan
camlar
Kendi kendini temizleyen camlar
Anti- bakteriyel camlar.....
Değişen teknoljler sadece camın kendisini değiştirmekle
kalmıyor, camdan elde edilen ürünlerde de bir değişime yol açıyor.
Örneğin Vacum Insulating Glass (VIG) dediğimiz teknoloji ile daha ince ve ısı yalıtım katsayısı daha düşük, olağanüstü yalıtım performansı sağlayan çift cam üniteleri söz konusu artık. (bakınız: https://camisleme.blogspot.com )
Otomatik olarak renk tonunu ve ışık geçirgenliğini ayarlayan
akıllı sistemler ile mimaride dinamik cephe tasarımına olanak tanıyor.
Binalara entegre fotovoltaikler (BIPV) sayesinde güneş
enerjisi üreten cam ile enerji üretimini mimari tasarımla birleştirme olanağı
sağlanıyor ve bina estetiğini bozmadan enerji üretimi sağlanabiliyor.
Üstelik Cam artık sadece mimari ve ambalajlama için kritik
bir malzeme değil, yarı iletken teknolojisi için de önemli bir rol oynamak
üzere. Yarı iletken sektörü, özellikle yapay zeka ve yüksek performanslı bilgi
işlem uygulamaları için yeni nesil çip üretiminde camı bir alt yapı platformu
olarak kullanmaya başladı bile. Yapılan denetler sonucunda bu cam
çekirdeklerin, geleneksel plastik alt tabakalara kıyasla daha güçlü termal
kararlılık ve boyutsal kontrol sunduğunu, böylelikle potansiyel olarak daha
hızlı ve daha verimli işlemciler elde edilebileceği anlaşıldı.
İnovasyon sadece endüstriyel ürünlerle sınırlı değil
elbette. Kişiselleştirme ve Tüketici Düzeyinde Tasarım olanaklarının gelişmesi
ile artık cam eşyaları kişiselleştirebileceğiz, satın almadan önce cam eşyamızı
ya da cam cephemizi kendi mekanımızda görebileceğiz.
Dijital ön-izleme dediğimiz bu uygulamalar cam ile kullanıcıları birbirine daha
yakınlaştıracak ve yaratıcılık düzeyinin gelişmesine olanak sağlayacak.
Dahası var; Çok taraflı Kavisli cam için geliştirilen temper
tasarımları ; 1 mm kalınlıkta cam üretimi ile katlanabilir telefonlar icat
edilmesi ; kuş dostu cam; otomotiv
camları için daha ince ama daha dayanıklı ön camlar elde edilmesi; Jumbo cam dediğimiz 3210x6000 mm ebatlarının
yarattığı sınırların aşılması; otomasyonun cam işleme sektörünün her aşamasına
getirdiği hız ve kalite ile sektörün önünde olağanüstü seçenekler çoğalmaya
başladı.
Bir diğer önemli gelişme binalar ile doğanın uyumu konusunda
atılan adımlardır. Dijital baskı ile bina dışındaki doğayı bina içinde
taşıyabilirsiniz artık. Cam ebatlarının büyümesi ve çerçeve ve beton ya da
çelik kiriş kullanmadan koskoca bir bina cephesi oluşturmak, bina içi ile bina
dışını entegre etmek; bina içindeki çalışanların, mekanı farklı şekillerde kullananların
kendilerini doğa ile bütünleşmiş hissetmelerini sağlayan seçeneklerden
bahsediyoruz artık.
Bu doğallık üzerine düşünenler low-iron cam dediğimiz türü
geliştirmişler. Artık her alanda demirin
cama kattığı yeşil bozulmadan kurtulup renkleri doğal haline daha yakın görmek
hangimizi mutlu etmez.
Yeni trendler geliştirilmesini zorlayan nedenlerimiz de var
elbette. Örneğin iklim değişikliği ve şiddetin ve tırmanması gibi... İklim
değişikliği rüzgar ve fırtına gibi yüklerin yıkıcılığından kurtulmak için daha
dayanıklı lamine camların kullanılması; şiddet olayları karşısında balistik
camlara ihtiyacın artması ve bu ihtiyacı karşılamak için geliştirilen
yatırımlar...
Bütün bu sıraladığımız gelişmeler camın işlevselliğini ve
çekiciliğini arttırmakta. Bunun sonucudur ki 2030 yılına kadar cam sektörünün
ortalama % 9 büyüme sağlayacağı konusunda genel bir kabul söz konusu.
Bu yeni eğilimlere göre kendini yenileyebilen üretici
firmalar ve tasarımcılar yollarına devam edebilecekler...